Mehmet’in Babası Nâzım

Mehmet’in Babası Nâzım

Mehmet’in Babası Nâzım, bir ilk kitap. Hem Nâzım Hikmet’in hayatını her yaştan kişinin okuyabileceği hem de oğlu Mehmet’le aynı sayfalarda buluştuğu bir ilk kitap. Gündüz Vassaf’ın şiirsel dili ve M.K. Perker’in çizimlerinin buluştuğu bu kitapla sizleri baba Nâzım ve oğul Memo’nun çocukluklarıyla tanışıp anne Münevver’i de yanımıza alıp her yaştan okuyucuyu birleştirecek ortak bir okumaya davet ediyoruz. Bu kitaptaki şiirler ve çizimlerle Nâzım’ın hayatına bir yolculuğa çıkacak, oğlu ressam Mehmet’in hikâyesini ilk kez okuyacak, Mehmet’in babası Nâzım’la tanışacaksınız.

Nâzım Hikmet,
“Yazdıklarım 30-40 dilde basılır
Türkiyem’de yasak”
Dediğinden beri.
Ne mutlu Türkçeye!
Bugün şiirleri
Hepimizin dilinde.
Oğlu Memo?
Ressam oldu büyüyünce,
Yolculuklara çıktı
Renklerin hayallerin derinliğinde.

Mehmet’in Babası Nâzım (2021)

Birol Kutkan
Hazırlama: 01.01.2026 / Son Güncelleme: 03.01.2026

Yeni yılın ilk okuması Mehmet’in Babası Nâzım olunca, yorumlu.net‘in yeni yıldaki ilk konuğu da psikoloji alanındaki akademisyenliğini bırakarak edebiyatla ilgilenmeyi seçen, bilimsel çalışmalarının yanı sıra daha çok kaleme aldığı edebi eserleri, köşe yazıları ve TV programları ile bilinen Gündüz Vassaf oldu. İlk kez bir kitabı ile buluşmuş olsam da, kendisini Radikal Kitap’ı takip ettiğim dönemlerde denk geldikçe okuduğum gazetedeki yazılarından bilirim.

Radikal Kitap demişken; şu an yalnızca Cumhuriyet ve BirGün gazetesinin ısrarla vermeyi sürdürdüğü kitap eklerini, bundan beş yıl öncesine kadar haftalık, on beş günlük ya da aylık olarak neredeyse bütün gazeteler (Cumhuriyet, BirGün, Radikal, Aydınlık, Milliyet, Vatan vs.) verirdi. Ek olmaktan öte, internetin olmadığı yıllarda okurları yeni çıkan yayınlardan haberdar eden, kıymetli kitap incelemeleriyle buluşturan, yayınevi-kitap-okur arasında köprü kuran önemli kaynaklardı onlar.

Bu gazetelerden bazıları kapandı, bazıları da dijital platformlarda sürdürmeye çalışıyorlar varlıklarını. Yayın hayatına basılı olarak devam edenler ise artan maliyetleri gerekçe göstererek ya bu ekleri vermeyi bırakıp sayfalarının bir kısmını kitaplara ayırmakla yetindi, ya dijital platformlara kaydırıp hiç vermedi ya da yalnızca İstanbul ve Ankara baskılarına ek yapıp, diğer şehirlere göndermemeyi seçti. Kültür sanat yazılarının dijital platformlarda bulunması çağımızın bir gereği(!) olsa da benim gibi kâğıtlara dokunmayı sevenler için basılı olanların yeri halâ bir başka. O yüzden de yayımlandığı dönemlerde yoğun takip ettiğim bu ekleri kaybolup gitmesinler diye sonradan ciltletip, büyük bir keyifle kattım kütüphaneme.

Günlerden 22.09.2025, Pazartesi. Her hafta başı alışkanlık haline getirdiğim kitap satış sitelerini tararken kitapyurdu.com‘da oldukça yüksek indirimle satılan kitaplara denk geldim, dayanamayarak bunlardan bazılarını aldım. Bir hafta sonra elime geçen bu kitapların arasında biyografiler ve biyografik romanlar da var. Vassaf Gündüz’ün Nâzım’ı şiirlerle anlattığı biyografik eseri Mehmet’in Babası Nâzım‘da bunlardan biri. Keyifli bir okuma olacağını düşündüğüm, üstelik de oldukça uygun bir fiyata bulduğum (satış fiyatı 250,00 TL olarak görünüyor olmasına karşılık 50,00 TL’ye satılıyordu) kaçırmak istemedim, kütüphanemin Nâzım Hikmet bölümüne bir kitap daha katmış oldum.

Önemli bulduğum insanların yaşamlarını okumayı seviyorum. Başlarından geçenler, yaptıkları üretimler ve bunların yaratılış süreçleri, bütün zorluklara rağmen inandıklarını gerçekleştirme azimleri ve dirençleri, bir deniz feneri edasıyla karanlıkta yol gösteriyor, güç veriyor, başarabilme umudu ve direnç aşılıyor.

Eşit, özgür, sınıfsız bir dünya umudu, devrime olan inancı, tüm edebi baskılara direnerek kaleme aldığı serbest ölçü şiirleri, insanımızı anlattığı yazıları ve bütün bunlar için memleketine, sevdiklerine, çocuğuna hasret, hapishanelerde, sürgünlerde çilelerle ama direnerek geçen yaşamı ile Nâzım Hikmet de kıymetli bulduklarımdan biri şüphesiz. “Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak…” diyor, “Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göreceğiz” diye ekliyor, “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine…” diye haykırıyor, umudu, direnişi işaret ederek. Nasıl önemli olmasın?..

Haziran 2021’de Karakarga Yayınları’nca (350) yayımlanan Mehmet’in Babası Nâzım, eserin aslında üçüncü baskısı. İlk iki baskısı 2015 yılında Aylak Adam Yayınları tarafından Nazım, Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar adıyla yayımlanmış. Benim de an itibariyle Vassaf’ın kütüphanemdeki tek kitabı.

Nazım, Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar(1)

Kitabın kapak tasarımı ve şiirlere eşlik eden çizimler, Karakarga Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni de olan çizgi roman, karikatür ve illüstrasyon sanatçısı Mustafa Kutlukhan Perker’e ait.(2) Kitap boyunca şiirlere yoldaşlık eden bu çizimler, şiirleri beslediği gibi onları daha da bir görünür kılmış.

Kapağı çevirir çevirmez hoş bir ağaç çizimi ile Nâzım’ın o en bilindik dizeleri karşılamakta bütün sevecenliğiyle ve içeri davet etmekte hürmetkâr bir ev sahibi edasıyla. “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine…” Giderken de aynı dizelerle uğurlamakta yine aynı hürmetle(s.94).

Vassaf’ın “Mehmet Hikmet’e(s.5) notuyla kitabını ithaf ettiği Mehmet Hikmet (ya da Mehmet Nâzım), Nâzım Hikmet ile Münevver Andaç’ın çocukları olup, Nâzım’ın tek çocuğudur.

Nâzım, Mehmet daha üç aylıkken Türkiye’den ayrılmak zorunda kalmış, bir daha da geri gelememişti. Mehmet’in büyüdüğünü de şiirlerinde dediği gibi Münevver’in mektuplarından öğrenmişti. Nâzım’dan sonra polis takibinde geçen yaşama ve ekonomik sıkıntılara dayanamayan Münevver Hanım, bir sabah Mehmet’i de alarak önce kara ve demiryolu ile Ayvalık’a gitmiş, oradan da deniz yoluyla Türkiye’den kaçmıştı. Kapak görseli bu kaçışın anlatımıdır. Ancak bindikleri motor Yunanistan açıklarında batmış, onları Yunanlı balıkçılar kurtarmıştı. Bunu haber alan Nâzım, onların dede toprağı Varşova’ya (Polonya) yerleşmelerini sağlamış, bir zaman sonra da onları ziyarete gelmişti. Mehmet babasını işte ilk kez orada görmüştü. Hepi topu on beş gün süren bu aile saadeti Mehmet’in babası ile yaşadığı tek anıydı. Çünkü o esnada Vera ile evli olan Nâzım, onları öylece bırakıp Moskova’ya dönmek zorunda kalmıştı. Ancak, yaşadıklarının ağırlığına dayanamamış kısa bir süre sonra da yaşama veda etmişti.(3)(4)(5)(6)

Her ne kadar Nâzım Mehmet’e yazdığı şiirlerinde onu ne kadar sevdiğini, özlediğini, ona dair nice hayalleri olduğunu anlatmış olsa da Mehmet, Milliyet gazetesinden Halit Çapın ve Orhan Türel’e verdiği röportajda (28.03.1970) kendisini terk eden babasını hiç affetmediğini, dahası ona saygı duymadığını, soyadını dahi almadığını (ki Borzecki soyadını almıştır) anlatmıştır.(7)

Vassaf, Nâzım’ı anlatmaya Mehmet’le (kitapta Memo olarak geçiyor) başlayıp yine onunla bitirerek, belki de baba ile oğlu barıştırarak, yılların küslüğünü bitirmek, bir hasreti sonlandırmak, koca bir yalnızlığı, boşluğu doldurmak istemişti.

Vassaf, yaşamının kırıldığı çok özel anlardan 31 bölüm oluşturarak önce kendi şiirleriyle anlatmış Nâzım’ı, sonra da bu bölümlerin arkasına Nâzım’ın şiirlerinden alıntılar ekleyerek (23 ve 24. bölümler birleştirilmiş) Nâzım’ı kendisine anlattırmış bir bakıma. Dedesinin köşkünde geçen oldukça konforlu çocukluğunu, aklı ermeye başladıkça vatanını işgal edenlere duyduğu öfkeyi, buna sessiz kalamadığı için arkadaşı Vâlâ’yla (Nureddin) bir gemi ambarında Anadolu’ya kaçarak Mustafa Kemal’e katılmalarını, sınıfsız bir toplum arzusundan dolayı komünistliği seçmesini, kurtuluştan sonra hep hayalini kurduğu Moskova’ya üniversite okumaya gitmesini, burada yaşadığı hayal kırıklıklarını, özgür bir dünya için verdiği mücadeleyi, okulunu bitirip ülkesine dönünce tutuklanmasını ve bundan sonraki yaşamının çoğunu hapishanelerde geçmesini, nihayetinde dayanamayarak Moskova’ya kaçmasını, orada da sevdiklerine, çocuğuna, memleketine hasret ölmesini, bir de kitabına ilham olan Mehmet’le geçirdikleri 15 günü…

Nâzım’dan yapılan alıntıların yer aldığı 27 şiir, kitabın sonunda “Alıntı yapılan şiirler”(s.96) adıyla sıralı listelenmiş. Bir de şiirlere her bölümde eşlik eden karikatür sevimliliğindeki 33 çizim, şiirleri desteklediği gibi, apayrı bir tat da katmış anlatımlara.

Şiir sevdası, eşit ve özgür bir dünyaya olan inancı, devrim tutkusu onu özgürlüğünden, vatanından, sevdiklerinden, eşinden, dostundan, hatta çocuğundan etmişse de o, onca yokluk, acı, hasret karşısında hep devrime olan inancına, aşkına ve yine şiirlerine sarılmıştı. Yorulup, bıktığı, bazen yaşamaktan vazgeçmeyi bile düşündüğü anlar elbette olmuştu ama o anlarında sıkça ziyaretine gelen arkadaşı Vâlâ’nın dostluğu ve sevgilisi Münevver’e duyduğu büyük aşk direnme gücü vermişti ona. Öyle ki, Nâzım özgürlüğüne kavuşunca bu aşktan bir meyveleri bile olmuştu. Olmuştu da dışarıda onu rahat bırakmamışlardı ki… Sonunda dayanamayıp Rusya’ya kaçmış, devlet de onu vatandaşlıktan çıkarmıştı. Yalnızca Rusya’da değil bütün dünyada saygıyla karşılanan, mücadelenin sembol isimlerinden biri haline gelmiş olan Nâzım, ne yazık ki ülkesinde bir hain sayılmış, yasaklanmış ve bir daha da geri dönememişti.

Şiirleri bütün dünyada halen dahi büyük bir coşkuyla okunan o şair memleketine, yoksullukların olmadığı, herkesin eşit ve özgür olduğu bir dünyaya hasret gitmiş, giderken de kavgasını, inancını, güzel günler görebilme umudunu, direnmeyi, dayanışmayı miras bırakmıştı bize. Bir de “tek ve hür” ama “kardeşçesine” yaşamayı…

Nâzım’ın yaşamına dair okuduğum kitaplar oldu ama Nâzım’ı bu formatta ilk kez okumuş oldum. 96 sayfa olması, incecik görünmesi okumayı düşünenleri yanıltmasın sakın, içeriden bakınca kocaman oluveriyor. Keyifle okunup bir çırpıda bitiveren kitapta çok bir derinlik aramamak gerek. Ancak, ‘Büyük Usta’yı hatırlamak, onu ana başlıklarıyla da olsa tanıyabilmek adına kesinlikle okunabilir bir kitap.

Anlatım o kadar candan ki, samimi dizeler kendiliğinden akıyor, sayfalar kendiliğinden çevriliyor, okumaktan çok tanıdık biriyle laflar gibi. Son sayfayı çevirdiğimde ben bir kitap okumamıştım da her zamanki sohbetlerin birinde “Gündüz Hocam, sen Nâzım’ı nasıl bilirsin?” demişim, o da kocaman bir hayatı bir iki bardak çay içimine sığdırarak anlatıvermişti bana.

  1. Kapak görseli (Nazım, Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar) amazon.com.tr (Erişim 01.01.2026)
  2. “M. K. Perker” tr.wikipedia.org (Erişim 01.01.2026)
  3. “Mehmet Nâzım” biyografya.com (Erişim 01.01.2026)
  4. “Mehmet Nâzım (ressam)” tr.wikipedia.org (Erişim 01.01.2026)
  5. “Münevver ve Mehmet” nâzıminhikayesi.com (Erişim 01.01.2026)
  6. “Nâzım Hikmet” tr.wikipedia.org (Erişim 01.01.2026)
  7. “Nâzım Hikmet’in oğlu Mehmet Nâzım hayatını kaybetti” ntv.com.tr (Erişim 01.01.2026)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir